Kuru Ot ve Silaj Üretiminde Vitamin ve Mineral Kayıpları Yaşanır mı?

Süt sığırları gereksinim duydukları besinlerin önemli bir kısmını kaba yemlerden karşılar. Kaba yemler, besin madde gereksiniminin giderilmesi yanında çiğneme faaliyeti aracılığı ile normal rumen faaliyetlerinin sürdürülmesinde, sindirim sisteminin sağlığının korunmasında ve fiziksel doluluk hissinin oluşumunda önemli rol oynar. Bu nedenle süt sığırlarının beslenmesi amacıyla önemli miktarda kaba yemi üretimi yapılmaktadır. 

Kaba yem ihtiyacının bir kısmı bitkisel üretim artıklarından karşılanırken diğer önemli kısmı ise yonca, korunga, fiğ ve ryegrass gibi yem bitkilerinin üretimi ile sağlanmaktadır. Üretimleri yapılan yeşil yem bitkilerinin üretimin elverişli olmağı mevsim veya koşullarda kullanılabilmesi ancak kuru ot, silaj veya haylaj gibi yöntemlerle korunmaları ve depolanmaları ile mümkündür. 

Kuru ot üremindeki temel amaç hem miktar hem de besin maddesi kalitesi bakımından en uygun zamanda yeşil formdaki yem bitkilerinin biçilmesi, su içeriğinin %20’nin altına düşürülmesi amacıyla tarlada kurutulması ve depolanabilmesi amacıyla balya formuna dönüştürülmesidir. Bu işlemler esnasında yaşanan olumsuz iklim koşulları ve/ya yapılan üretim hataları besin madde kayıplarına (%60-90 oranında A vitamini) yol açarak kuru ot kalitesinde azalmaya neden olmaktadır.

  1. Kuru ot elde etmek amacıyla biçilen yem bitkileri, su içerikleri istenen düzeye ininceye kadar geçen süreçte metabolik aktivitelerini sürdürdükleri için belirli oranda besin madde kaybı yaşamaktadırlar.  
  2. Kurutma işlemi esnasında yağan yağmurlar, suda çözünebilir şeker ve proteinler ile mineral ve vitaminlerin bitkilerden yıkanarak toprağa geçmesine, dolayısı ile ciddi besin madde kayıplarına yol açabilmektedir.
  3. Kurutma işleminin gereğinden fazla uzaması ve bitkilerin uzun süre güneş ışığına maruz kalmaları A vitamini sentezi için gerekli olan beta-karoten ile E vitamini etkinliği gösteren alfa-tokoferol moleküllerinin oksidasyona uğrayarak bozulmalarına neden olabilmektedir.
  4. Bitkilerin gereğinden fazla kurutulması veya kurutma işlemi esnasında bitkilerin özensiz veya aşırı düzeyde alt üst edilmesi sonucu yapraklar mekanik etkiler nedeniyle saplardan ayrılarak tarla yüzeyine düşebilmektedir. Bu durum saplara oranla 2-3 kata daha fazla protein, enerji, vitamin ve mineral içeren yaprakların kaybına, dolayısı ile kuru ot kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.
  5. Kuru otların yeterince sıkıştırılmadan balyalanması, depolama süresince ışık, hava veya neme maruz kalmalarına, söz konusu olumsuz koşullar da daha ileri düzeyde besin madde kayıplarına yol açabilmektedir.

Silaj üretimindeki temel espri, %30-35 düzeyinde kuru madde içeren bitkilerin hava ile temas etmeyen kapalı bir ortamda silaj fermantasyonu ile korunması olayıdır. Silajlık materyalin kesilmesi, parçalanması, soldurulması veya silolanması aşamaları ile silaj fermantasyonu esnasında bir miktar besin madde kaybı yaşanabilmektedir. 

Kurallara uygun olarak üretilmeyen veya korunmayan silajlarda mantar ve/ya küf çoğalmasına bağlı bozulmalar nedeni ile ciddi düzeyde besin madde kayıpları yaşanabilmekte, bu zararlı mikroorganizmaların üretmiş olduğu toksinler hayvanlarda kızgınlık ve üreme yanında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.    

Bu alanda yapılan çalışmalarda, buğdaygil ve baklagil silajlarının mısır silajı veya kuru otlara oranla daha yüksek düzeyde beta-karoten ve alfa-tokoferol içeriğine sahip oldukları belirlenmiştir. Benzer çalışmalarda, bitki materyaline bağlı olarak silolanmış bitkilerin beta-karoten (A vitamini) içeriğinde değişen oranlarda azalmalar olduğu rapor edilirken alfa-tokoferol (E vitamini) içeriğinde azalmanın daha sınırlı düzeyde kaldığını bildirilmektedir. 

Ayrıca silaj fermantasyonu esnasında silajlık materyalin oksijen ile temas etmesi halinde beta-karoten moleküllerinin oksidasyona uğradıkları ve aktivitelerini kaybettikleri, bu nedenle silaj yapımında ve korunmasında kurallara azami düzeyde uyulmasına özen gösterilmesi gerektiği bildirilmektedir.

Buğdaygil hasat artıkları olan saman ve sap gibi bitki kısımları ülkemizde süt sığırı rasyonlarına kaba yem kaynağı olarak yoğun olarak sokulmaktadır. Tahıl hasadı, danelerin %13-14 nem oranına sahip oldukları dönemde gerçekleştirilmektedir. Bu dönemde bitki kısımlarında biriken selüloz ve lignin miktarı en yüksek düzeydedir. Dolayısıyla, olgunlaşma sürecine bağlı olarak bitkilerin hem sap ve yapraklarının besleme değerleri hem de sindirilme dereceleri azalmaktadır. 

Buğday ve arpa gibi tahılların sap veya samanları özellikle ham protein, vitamin ve mineraller bakımından oldukça düşük değerlere sahiptir. Bu nedenle sap ve saman gibi sindirilebilirliği ve besleme kalitesi düşük kaba yemleri tüketen süt sığırı rasyonlarının protein, vitamin ve mineral maddeler bakımından yeterli ve dengeli olacak şekilde dışarıdan desteklenmeleri gerekmektedir.

how can we help you?

Contact us at the Consulting WP office nearest to you or submit a business inquiry online.

Consulting theme is an invaluable partner. Our teams have collaborated to support the growing field of practitioners using collective impact.

placeholder
Donald Simpson
Chairman, Bluewater Corp